Bütün bildiklerini insanlarla samimiyetle paylaşan ve onların yükselmesine yürekten yardımcı olan birkaç kişi tanıdım… Ve onlardan birinin öğrencisi olmak gerçekten gurur verici…
Gültekin Epik(Zeytinburnu)
Hayatım boyunca yaptığım en güzel iş, Özgür Çoban’ın verdiği diksiyon ve hitabet eğitimlerine katılmak oldu.
Soner Topuz(Esenler)
Özgür Çoban… O, sadece edebiyat öğretmeni, diksiyon eğitimcisi ve bir şair değil… Siyasetle ilgilenmediğini de biliyorum… Ama ben onu yakın geleceğin Kültür Bakanı olarak hayal ediyorum…
Muhsine Çift(Kâğıthane)
Bir eğitimci, bir dost, bir arkadaş… Kendisini çok iyi yetiştirmiş nadide insanlardan biri… Tavrı ve üslubuyla sıra dışı, ismi gibi özgür ruhlu bir eğitimci… O sanki enerji, azim ve hırs küpü… Özgür Çoban’ı çok daha güzel yerlerde göreceğimize inanıyorum.
Hatice Yayla(Kâğıthane)
Umut telkin etmek, sürekli yüreklendirmek ve insanları büyük düşünmeye sevk etmek onun işi… Durmaksızın gelişen ve geliştiren, insanları ne olursa olsun kırmayan çok ama çok özel biri… Ellerimi semaya açtığımda ona ismen dua ederken içimden kim bilir kaç kişi onun için güzel temennilerde bulunuyordur, diye geçiriyorum. İyi ki varsın Özgür Çoban…
Karamurat Kahraman(Esenler)
Önceleri sıradan bir eğitimci gibi dinlediğim insanın “Özgür Çoban” olduğunu anlamam uzun sürmedi…
Serkan Yıldız(Zeytinburnu)
O, çılgın bir yıldız…
Ömer Keser(Esenler)
İnsanların derdiyle dertlenen, öğrencilerine gerçek bir dost sıcaklığıyla yaklaşabilen ve içindeki manevî ışıkla dışını aydınlatan birisi Özgür Çoban... Öğrencilerinin gelişmesi ve sıradan birisi olmaması için bütün bildiklerini paylaşan, iyi niyetli, mütevazı, esprili, karşısındakini samimiyetle takdir etmeyi bilen bir gönül insanı…
Onun hakkında söylenenler şimdilik özetin özeti olarak kalacaktır. Çünkü büyük düşünen ve eserlerine yüreğini yansıtan Özgür Çoban’ı inanıyorum ki bir gün kitaplar yazacak ve anlatacak…
Özgür Çoban’dan aldığım her eğitimden sonra ben de bir öğretmen olarak meslekî anlamda yepyeni bilgiler öğreniyor; yenilenmiş, tazelenmiş ve özgüveni bir kat daha artmış bir Gül oluveriyorum.
Gül Köse(Esenler)
Yakın geleceğe damga vuracak insanlardan biri olduğunu biliyorum… Rumeli ya da başka bir yerde binlerce insana yapacağı özgürce şiirlerden oluşan dinletinin en ön saflarında ben de olacağım.
Nazlı Balkay(Güngören)
Bir Salı akşamıydı. Binanın 4. katında asansör kapısı benim için açılmıştı. Asansörle zemin kata inerek binadan çıktım. Akşamın çoktan geldiği, herkesin ayrı yöne koşturduğu kalabalık caddede arabalar benim için duruyordu. Karşıdan karşıya yavaş adımlarımla geçtim. Otobüs durakta beni bekliyordu. Otobüse bindim ve kapılar hemen kapandı. Otobüsün ortalarına doğru ilerlerken, birçok kişi aynı anda kalktı ve kapının önündeki boşluğa ilerleyerek koridoru benim için boşalttı. Bana özel ayrılan boş yerlerden birine oturdum ve…
Tamam, başa dönelim. Asansör kapısı açılmıştı çünkü onu arkadaşım çağırmıştı, caddede tüm arabalar duruyordu çünkü trafik fena halde sıkışmıştı, bu durumda karşıya bir kaplumbağa yavaşlığıyla bile geçebilirdim. Otobüs de bu sıkışan trafikten nasibini aldığı için hala beklemekteydi. Koridoru boşaltan o insanlar bir sonraki durakta inecektiler.
Ancak değişmeyen sonuç şuydu ki, ben “Özgür Çoban’la Diksiyon” dersinden çıkmıştım ve de bir yıldızdım.
Semra Berke(Zeytinburnu)
O, benim için, eğitim aldığım bir hoca, her konuda fikrine başvurduğum bir ağabey ve her şeyden önemlisi gerçek bir dost… Birkaç ay önce hayalini bile kurmaya cesaret edemediğim yeni hedefler belirledim kendime… Gönül dili(şiir) ya da beden diliyle ilgili yazacağım ilk eserimi Özgür Çoban’a ithaf edeceğim.
Kâmil Maçin(Esenler)
Onu ilk defa Sümbül Efendinin bahçesinde gördüm; takım elbiseli, kocaman çantalı resmî bir hoca beklerken spor giyimli omzunda küçük bir çantayla üniversite öğrencisi görünümlü biri vardı karşımda. Ağzı var dili yok, acaba nasıl konuşacak, dedim… Şimdi susturabilene aşk olsun… O sadece bir eğitimci değil… İnsan ya da dost dediğin Özgür Çoban gibi olmalı ya da hiç olmamalı…
“Diksiyondan Mikrofona” ve “Hitabetten Siyasete” isimli toplam dört ay süren eğitimlerde bize güzel konuşmanın yanında iletişimi, sevgi dillerini, anlayışı, takdiri, sabrı ve hayata dair daha birçok güzelliği öğrettiği, şiir dinlemenin zevkini tattırdığı için ona ne kadar teşekkür etsek azdır…
Pazartesi sendromundan kurtarıp bizlere pazartesiyi iple çekmenin mutluluğunu yaşattı. Işığıyla parlattığı yıldızlar olarak onu çok seviyoruz ve anılarımızın en güzelleri içinde saklayıp hiç unutmayacağız. Biliyoruz ki yakın gelecekte daha büyük başarılara imza atacak ve biz daha büyük bir gururla Özgür Çoban bizim hocamızdı, diyeceğiz. Şımarmayı hak ediyor… onu kelimelere ve cümlelere sığdırmaya çalışmak imkânsız…
Aysun Tarım(Fatih)
